Bazı sesler vardır, bir şarkının ötesinde, bir kuşağın, bir mücadelenin, bir halkın sesi olur. Öyle bir kök salar ki yüreklere, sustuğunda bile yankısı devam eder. İşte şimdi, yüreklerimizde derin izler bırakarak aramızdan ayrılan iki büyük sanatçıyı; Edip Akbayram’ı ve Volkan Konak’ı uğurlarken, o yankının hiç dinmeyeceğini biliyoruz.
Onlar yalnızca şarkı söylemedi; onlar, ezgileriyle bir direnişi, bir umudu, bir adaleti haykırdı. Politik duruşlarından ödün vermeden, halkın yanında, halkın dili oldular. Her nota, her söz, kâh Anadolu’nun dertlerini anlatan bir ağıt, kâh bir başkaldırı marşı oldu. Sevdaları, sitemleri, özlemleri sadece bir melodi değil; bir halkın ruhuydu.
Edip Akbayram, o kendine özgü sesiyle türkülerimize, halk müziğine devrimci bir ruh katmış, zulme karşı her zaman ezilenin yanında durmuştur. Onun sesi, halkın acılarına bir ses, umutlarına bir nefes olmuştur. Volkan Konak ise Karadeniz’in hırçın dalgalarını şarkılarında taşıyan, memleket sevdasını her notasında yaşatan, doğaya, insana ve haksızlığa karşı hep duyarlı bir sanatçı olarak gönüllerde taht kurmuştur.
İkisi de sanatı bir eğlence aracı olarak değil, topluma ayna tutan, yürekleri birleştiren, vicdanları uyandıran bir güç olarak gördü. Onları yalnızca şarkılarıyla değil, adalet, özgürlük ve insanlık adına verdikleri mücadeleyle de hatırlayacağız.
Şimdi, halkın sanatçıları sessizliğe büründü belki, ama biz biliyoruz ki bir şarkının içinde, bir meydanda yankılanan bir türküde, haksızlığa karşı yükselen her sesin içinde onlar hep var olacaklar.
Toprağınız türkü, ruhunuz özgürlük olsun…