Kimi zaman ceza, kimi zaman ödül, kimi zaman silah, kimi zaman ilaç, kimilerince ideal bir amaç… Yüzyıllardır yanıbaşımızda ama kendini gizemiyle vazgeçilmez kılan bir sevgili… Yunan tanrıçaları arasında güzellik yarışına ve sonucunda bir imparatorluğun yıkılışına neden olan, Adem ile Havva’yı güvenli cennetlerinden koparıp bilinmez bir dünyaya sürgün eden, Newton’a Yerçekimi Kanunu ilhamını veren, Steve Jobs ve "Farklı Düşün" sloganı ile teknolojiye yeni bir boyut getiren… Dünyanın en ünlü meyvesi: Elma!
Eskiden Roma’da yapılan şölenler doğuşu simgeleyen yumurta ile başlar, yeniden doğuşu ve sonsuz yaşamı simgeleyen elma ile bitirilirmiş. Atina’da yeni evlenen çiftler birlikte yaşayacakları eve ilk kez adım attıklarında ikiye böldükleri elmayı yerlermiş ve bu eylem kadınla erkeğin birbirini tamamlamasını ve bütünleşmelerini temsil ediyormuş. (Cemile A. Ercan, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Eylül 2017)
Masalların eski sınıflandırılmasında sonuç bölümüne “Üç Elma Bölümü” denir: “Gökten üç elma düştü birisi yiğit olanların başına, birisi bu masalı dizip koşana, biriside dinleyenlerin başına” diye söylenir. Hemen her kültür nesiller arası sözlü aktarımı masallarla süslemiştir ve dostumuz “Elma” her kültürde kendine bir yer edinmiştir.
Adının geçtiği her olayda ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşanır. Antik Yunan'da Herakles Altın Elma’yı aldıktan sonra yeryüzüne iner, Pamuk Prenses zehirli elmayı yer ve aşkı bulur, Wilhelm Tell oğlunun başının üzerindeki elmayı ok ile vurur ve özgürlük savaşı başlar, sınıftaki duvarda elması kızaran öğrenci artık önemli bir aşamayı başaran-okuyabilen- bir öğrencidir. Saklambaçta ebenin elma demesi gizli oyuncuları sahneye çıkarır. Erkek çocuklarında gırtlakta belirginleşen Adem Elması çocukluğun bittiğinin ve ergenliğin başladığının habercisidir. -İnsanın ilk itaatsizliğinin yeryüzündeki işareti gırtlaktaki çıkıntı ise, Tanrı yasağı çiğnemenin sorumluluğunu Adem’e yüklemiş sanki.-Newton kafasına düşen elma ile yerçekimi yasasını keşfeder. Alan Turing’e saygı duruşu olduğu söylenen “Isırılmış Elma” logosu ile teknolojide ciddi gelişmeler görülmeye başlar. Türkler’in dünya hakimiyetinin sembolü bile Kızıl Elma’dır. 16 Mart 1988’de Halepçe’de yaklaşık 5000 kişinin ölümünün ve yine yaklaşık 10000 kişinin de yarasının kokusudur elma…
Orta Asya’dan tüm dünyaya yayıldığı bilinen ve her kültürde kendine özel bir yer edinen başka bir meyve yoktur. İnsan yaşamındaki zıtların varlığı elmayı da bu durumun dışında tutmamıştır. Bir yanda yasağın çiğnenmesi, cennetten kovulmayı, cezayı, ölümü, silahı, zehri simgelerken, diğer yanda bir olmayı, bütünleşmeyi, sevgiyi, güzelliği, gelişmeyi, iradeyi çağrıştırır.
Eric Fromm “İnsanlık tarihinin büyük bölümünde itaat erdemle, itaatsizlik de günahla özdeş kabul edilmiştir.” der ve ekler: “İlk günah”, insanı, yozlaştırmak şöyle dursun, özgürleştirmişti, tarihin başlangıcıydı. İnsan, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmek ve tam anlamıyla bir insan olmak için Cennet Bahçesi’ni terk etmeliydi.”
İnsan, yaşamı içerisinde aile ve büyüklerle başlayan, öğretmenleri, işyerindeki amirleri, siyasi liderleri ve din adamları ile devam eden “itaat edilecek” birçok kişi veya kurumla bilinçsiz bir boyun eğişe alıştırılır. Sorgulanmayan böylesi bir itaat kişiyi insan değil “kopya, kukla, hatta silah” haline getirir. Tam da şu günlerde Müslümanlar için en kutsal ay olan Ramazanda amaç nefsin terbiyesi ve temizliği iken aynı dine mensup bir zümrenin diğerini katletmesi bahsettiğimiz duruma örnektir.
Her itaatsizlik de erdem değildir ancak bilinçli bir itaatsizlik insanlık tarihine yön veren olayların ateşleyicisi olmuştur. “İtaatsizlik” kavramı Natüralist yazar Henry David Thoreau’nun ABD’nin Meksika’yı işgali sırasında kişi başına konan 1 dolarlık vergiyi “Adam öldürmek üzere başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın.” gerekçesiyle ödememesi ile ortaya çıkmıştır. Thoreau’ya göre “Bir kimsenin ülkesinin yasasından daha yüce bir yasası vardır. Bu,” vicdanın yasasıdır. Ülke yasası ile çatıştığında kişinin görevi vicdanının yasasına uymaktır.” 1930 Mart’ında İngiliz sömürge hükümetinin vergilerini protesto için yaklaşık bir ay boyunca binlerce kişiyle 400 km yürüyerek Hindistan’ın bağımsızlığının sembolü olan Gandi en iyi bilinen sivil itaatsizlik örneklerindendir. Diğer bir örnek siyahi insanların hayatındaki dönüm noktalarından biridir: 50’li yıllarda Amerika’da yasa siyah yolcularla beyaz yolcuların aynı koltukta yan yana oturmasına izin vermiyordu. 1 Aralık 1955 günü Rosa Parks bu yasaya uymadı. Vaiz Martin Luther’in ve yüzlerce siyahinin eyleme desteği ile Obama’nın başkan olma yolu da açılmış oldu.
Kurulu düzene, dogmalara, öğretilmiş sınırlara ve öğrenilmiş çaresizliğe karşı durmak mutlaka bir devrim yaratacaktır. Ve muhtemelen dostumuz elma yine yanıbaşımızda olacaktır.
Bilinçli seçimlerle ve Sevgi’yle kalın…