Bazı soruların cevabı zamana, mekana ve şartlara göre değişiklik arzeder. Mesela güzel- çirkin, iyi-kötü kavramları biliyoruz ki göreceli kavramlardır. Ancak başlıktaki soru bence göreceli bir durumu gerektirmez. Cevabı herkese göre değişiklik gösterse de özünde temeli bellidir. Bu temeli aramak adına bir hikaye anlatacağım size.
Geçmiş zaman içinde birçok ülkeyi fethetmiş ünlü bir kral varmış. Bu kral fethettiği ülkenin komutanlarına soru sorar, verilen cevaptan tatmin olmazsa cellata teslim eder, boyunlarını vurdururmuş.
En son savaşta yendiği General’i kral’ın huzuruna getirmişler. General hayatının bağışlanması için kral’dan aman dilenmiş. Kral, generale hayatını tek bir şartla bağışlayacağını söylemiş. “Nedir şartınız? ” diye sorunca “kadınlar hayatta en çok ne ister?” sorusunun cevabını istiyorum demiş Kral. General mecburen kabul etmiş kral’ ın isteğini ve aramaya başlamış bu sorunun cevabını. Sormuş, soruşturmuş. Kimisi para, makam, mevki, ün, şan ister demiş, kimisi sevmek, kimisi sevilmek. Bir başkası güvenmek ister derken birisi de ne istediğinin bilinmesini ister, önemsenmek ister demiş.
Velhasıl hiç bir soru generale yeterli gelmemiş. Kral’ ın bu kadar basit bir cevabı olan soruyu sormuş olamayacağını düşünmüş hep. Ümitsizliğe kapıldığı bir sırada yaşlı bir keşiş imdadına yetişmiş. “Kaf dağında yaşayan bir cadı kadın var, çok çirkindir, yüzüne bile bakamazsın. Senin derdinin çaresi, sorunun cevabı bu kadındadır” demiş keşiş. General’in seçeneği yoktur, hayatı söz konusudur ve her teklifi değerlendirmek zorundadır. Gider bulur mağarasındaki çirkin cadıyı. Ve çıkar karşısına. Cadı kadın sorar generale “neden geldin, ne istiyorsun benden?” General cadı kadına anlatır durumunu. Bu sorunun cevabını veremezsem kral vurduracak boynumu der. Cadı kadın “senin bu soruna cevap veririm ama bir şartım var ” deyince general şartın neyse kabul ediyorum diye karşılık verir. Cadı kadın “benimle evleneceksin! Budur şartım” deyince general şaşırmış ve korkmuş. Ancak çaresi yok kabul etmiş cadı kadının şartını ve almış sorusunun cevabını. Çıkmış Kral’ın huzuruna ve “KADINLAR HAYATTA EN ÇOK ÖZGÜR İRADELERİYLE HAREKET ETMEK İSTERLER” demiş. Bu cevap kral’ ı tatmin etmiş ve söz verdiği üzere bağışlamış generalin hayatını.
Hikaye bitmedi...
General söz verdiği üzere cadı kadının mağarasına gelmiş ve evlenmişler. İlk gecenin sabahında general uyandığında yanında dünya güzel bir kadının yattığını görmüş. Şaşırmış ve uyandırmış kadını. Bu kadın yüzüne dahi bakamadığı cadı kadın, yani eşiymiş. General şaşkın bir şekilde sormuş “nedir bu işin hikmeti?” diye. Cadı kadın, işte ben böyleyim, günün yarısında çok çirkin diğer yarısında çok güzelim. Söyle bakalım günün hangi yarısında güzel hangi yarısında çirkin olayım? diye sorunca general düşünmüş ve “sen bilirsin!” cevabını vermiş. Bu cevap üzerine cadı kadına yapılmış bir büyü varmış ve bu büyü bozulmuş. Cadı kadın dünya güzeli bir kadın olarak general’le hayatına devam etmiş.
Hikaye bitti, sıra alınacak derslere geldi. Bu hikayeden üç ders çıkartıyoruz.
Kadınlar özgür iradeleriyle hareket etmek isterler. Özgür iradesiyle hareket eden her kadın güzeldir. İster güzel olsun ister çirkin, her kadın özünde bir cadı’dır.
Değerli okuyucu, ilk iki maddeye katılıyorum ama üçünçü madde espiri olarak yazılmıştır. Biz erkekler biliyoruz ki; hayatımızda bulunan kadının balkonundan bakarız dünyaya. O bize neyi gösterirse biz onu görürüz. Boşuna dememiştir Neşet Ertaş usta, “kadın insandır, biz insanoğlu” diye.
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bu vesileyle her alandaki emekleriyle yaşamımızı güzelleştiren, kadınlarımızın durumuyla alakalı birkaç istatistik vermek istiyorum.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre 1 Ocak-30 Haziran 2024 tarihleri arasında ülkemizde 249 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadınları öldüren erkeklerin 92’si aile içinde, 39’u boşanma veya ayrılma aşamasındaki erkek olup 48 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti.
Kadınların 52’si kesici alet, 140’ı ateşli silahla öldürülmüş. Ölen kadınlardan 121’i evli, 63’ü bekar, 36 tanesinin durumu bilinmiyor.
Kadınların 148’i kendi evinde, 8’i çalıştığı yerde, 70 tanesi kamusal alanda katledilmiş.
Sadece altı aylık bir zaman diliminde, ülkemizin rutini haline gelen bu bilançonun hesap kesimini yaparak, büyük harflerle yukarıda cevabını verdiğimiz şu soruyu bir daha buraya bırakıyorum. KADINLAR HAYATTA EN ÇOK NE İSTER?
Bu soruya herkes kendince cevabını veredursun ben de yazıyı bitireyim. Özgür iradesinden yoksun kadınların oluşturduğu toplumlarda fatura sürekli kadınlara kesilir. Çünkü sorgulamadan öğrenmek cehaleti, cehalet de öğrenilmiş çaresizliği getirir. Kadının cahil bırakıldığı topluluklar ilerleyemez. Buradaki cehaletin nedeni üyesi olduğu toplumdaki kadının statüsüyle ve yeriyle alakalıdır. Ülkemizdeki önemli orandaki kadın hayatını, çoktan gerçekleştirilmiş ve kendilerine sunulmuş özgürsüzlük olarak yaşıyor. Ve işin kötüsü bunun farkında değiller. Yaşadıklarının adına alın yazısı ya da KADER diyen kadın, bu soruya verilecek temel cevabı sadece istatistik rakamlarıyla değil, erkek eğemen toplumda, hayatının her alanında ödemeye devam ederek yaşayacaktır.
Bir soruyla bitirelim yazıyı: Özgür irade var mıdır? Seçimlerimizi yaşayamıyorsak cennet ve cehennemin anlamı nedir?
Her türlü şiddetten uzak, afetsiz günler dileğiyle...